1651 · Londra, İngiltere
Hobbes'un *Leviathan*'ı: korkudan doğan devlet
Hobbes, siyasi otoriteyi tanrısal hakka değil, doğa durumundaki şiddetten kaçmak için akıllı bireylerin yaptığı bir sözleşmeye dayandırdı. Modern devletin meşruiyet zemini olarak bireysel rıza fikrinin ilk büyük formülasyonu.
1651'de İngiliz İç Savaşı'nın hemen ardından Londra'da yayımlanan *Leviathan*, hayatının büyük bölümünü Paris'te sürgünde geçirmiş Thomas Hobbes'un başyapıtıdır. Kitabın yöntemi açıktır: insan doğasına dair varsayımlardan başlayıp, geometri benzeri bir çıkarımla siyasi yükümlülüğü inşa etmek.
Hobbes'un başlangıç tablosu — 'doğa durumu' — modern siyaset düşüncesinin en güçlü düşünce deneylerinden biridir. Otoriteyi kaldırın: insanlar kabaca eşit yeteneklerdedir, aynı kıt kaynakları ister, geleceğin belirsizliğinden korkar. Sonuç, herkesin herkesle savaşıdır — *bellum omnium contra omnes*. Bu durumda hayat 'yalnız, yoksul, kötü, kaba ve kısa'dır. Hobbes'un asıl iddiası şiddetin doğal olduğu değildir; *otoritenin yokluğunda* şiddetin rasyonel beklentinin sonucu olduğudur.
Çıkış yolu sözleşmedir. Bireyler, kendi hayatlarını koruma haklarını saklı tutarak, geri kalan tüm haklarını mutlak bir egemene devrederler. Bu egemen — kitabın adı olan deniz canavarı — bir kişi veya meclis olabilir; önemli olan kararlarının nihai olmasıdır. Hobbes'un mantığında bölünmüş egemenlik kavramı kendi içinde çelişkilidir; uzlaşmazlığa dönmenin yolu vardır.
Hobbes'un sonuçları otoriter görünür, ama temel hareket modern bir hareket: meşruiyet yukarıdan değil, aşağıdan, sözleşmeden gelir. Locke ve Rousseau aynı 'doğa durumu / sözleşme' çerçevesini farklı sonuçlarla doldurur. Hobbes'un dilbilimsel ironisi şudur: mutlak egemenliği savunmak için demokratik düşüncenin gramerini icat etmek zorunda kaldı. Kitabın frontispice'i — bedenleri sayısız küçük insandan oluşan dev hükümdar — bu fikri görselleştirmenin en ünlü denemesidir.
Konum
Londra, İngiltere · © OpenStreetMap