EONpediaFELSEFE

İlk sorudan bugüne.

1958'de Münih'teki Kültür Eleştirmenleri Kongresi'nde Arendt. İnsanlık Durumu'nun yayımlandığı yıl, eylemi düşünmenin önüne koyduğu sürgün entelektüelin Avrupa'ya kısa geri dönüşlerinden biri.CC BY-SA 4.0

1958 · Chicago Üniversitesi ve New York, ABD — Walgreen Lectures ve yazım yeri

Hannah Arendt ve İnsanlık Durumu: emek, iş, eylem

Paylaş

Nazi Almanyası'ndan kaçıp New York'a yerleşen Arendt, 1958'de Chicago Üniversitesi derslerine dayanan İnsanlık Durumu'nda vita activa'yı emek, iş ve eylem olarak üçe ayırır; kamusal alanda görünmeyi siyasetin özüne yerleştirir ve modernitenin 'toplumsalın yükselişi' ile bu alanı nasıl daralttığını gösterir.

Hannah Arendt (1906–1975) Hannover'de Yahudi bir ailede doğdu, Marburg ve Freiburg'da Heidegger ve Husserl'in, Heidelberg'de Karl Jaspers'ın öğrencisi oldu. Hitler'in iktidara gelişinin hemen ardından, 1933'te Berlin'de Gestapo tarafından sekiz gün gözaltında tutuldu; serbest bırakılınca Paris'e, oradan 1941'de New York'a kaçtı. 1951'de yayımlanan Totalitarizmin Kökenleri Stalinizm ile Nazizmi aynı yapısal kategoride çözümleyen ilk büyük çalışmaydı; bu kitap onu sürgün entelektüel kümesinin merkezine yerleştirdi ve Chicago Üniversitesi'nde Walgreen Lectures'a davet edilmesini sağladı. Bu dersler İnsanlık Durumu'nun çekirdeğini oluşturdu.

Kitabın temel hamlesi vita activa'yı üç ayrı insani etkinliğe bölmesidir. Emek (labor) bedenin biyolojik döngüsüne bağlıdır — beslenmek, üretmek, yeniden tüketilmek; bir iz bırakmaz. İş (work) kalıcı nesneler üretir; masa, kitap, bina dünyayı insanın yaşayabileceği bir yapıya kavuşturur. Eylem (action) ise yalnızca diğer insanlar arasında gerçekleşir; söz ve davranışla kişinin kim olduğunu açığa çıkarır, beklenmedik olanı başlatır. Arendt için yalnızca eylem siyasetin alanıdır ve yalnızca eylem özgürlüktür.

Antik Yunan polisini ölçüt alır: orada özel alan (oikos) zorunlulukla, kamusal alan (polis) ise eşitler arasında konuşma ve eylemle tanımlanmıştı. Modernite bu ayrımı eritir. 'Toplumsalın yükselişi' ile ekonomi, ev idaresi, beslenme sorunları kamusal alanı kaplar; siyaset bir yönetim teknolojisine dönüşür ve gerçek anlamda görünmek imkânsızlaşır. Arendt bunu reddetmez — soruyu açar: eyleme yer kalmadığında insan kendine yabancılaşır.

İnsanlık Durumu Arendt'in 1963 Kudüs'teki Eichmann davasından sonra yazdığı 'kötülüğün sıradanlığı' kavramına zemin hazırlar: düşünmeyi bırakan, sadece görevini yapan memur bürokratın patolojisi tam da eylem yokluğunun ürünüdür. Beauvoir'la birlikte yüzyılın en güçlü kadın felsefe sesi olan Arendt, Habermas'ın iletişimsel eylem kuramını, Agamben'in çıplak hayat çözümlemesini ve Rancière'in eşitlik politikasını doğrudan etkiledi; bugün kamusal alan tartışması neredeyse her zaman bu kitabın gölgesinde yürür.

Galeri

Konum

Chicago Üniversitesi ve New York, ABD — Walgreen Lectures ve yazım yeri · © OpenStreetMap

Kaynaklar