1980 · Paris, Fransa — Vincennes Üniversitesi (Paris VIII) ve La Borde kliniği
Deleuze ve Guattari — Bin Yayla: rizom, asamblaj, savaş makinesi
Akademik felsefeci Gilles Deleuze ile psikanalist-militan Félix Guattari, 1972'deki Anti-Ödipus'un devamı Bin Yayla'da (1980) düşünceyi ağaç-kök hiyerarşisinden kurtarıp 'rizom' olarak yeniden kurar; tarih, biyoloji, dilbilim ve siyaseti tek bir çoklukluk düzleminde okuyan deneysel bir kitap çıkarırlar.
Gilles Deleuze (1925–1995) Sorbonne çıkışlı bir felsefe profesörü, Hume, Spinoza, Nietzsche ve Bergson üzerine kuramsal monografiler yazmış, klasik Fransız üniversite damarının içindeydi. Félix Guattari (1930–1992) ise Lacan analizinden gelmiş bir psikiyatr; La Borde kliniğinde kurumsal psikoterapinin radikal deneylerinde yer alıyor, Komünist Parti ile militan-aydın çevreler arasında gidip geliyordu. İkili 1969'da tanıştı; 1972'de yayımlanan Anti-Ödipus arzunun psikanalizdeki 'eksik' modeline karşı üretici, pozitif bir kuramı önerdi — Mayıs 1968 sonrasının en sansasyonel felsefe kitabı oldu. Sekiz yıllık ortak çalışmanın ardından, 1980'de Bin Yayla onun çok daha kapsamlı, çok daha tuhaf devamı olarak çıktı.
Kitap okumayı bilinçli biçimde zorlaştırır. On beş 'yayla'dan oluşur; her birinin başlığında bir tarih vardır — '1227: Göçebeoloji', '1837: Nakarat', '7000 İÖ: Yüz Üstüne Yazma'. Bu tarihler hiyerarşik kronoloji değil, kavramların yoğunlaştığı tarihsel düğümlerdir. Okur istediği yayladan başlayabilir; merkezde toplanmış bir tez yoktur, sadece yatay bağlantılar vardır. Bu biçim kitabın temel kavramının — rizomun — kendisidir: dikey, kök-gövde-dal hiyerarşisi yerine yatay, çok girişli, kesilip yeniden bağlanabilen bir ağ.
Rizomun yanına bir dizi başka kavram örülür. Deterritorialization ve reterritorialization toprak-bağı kurmanın ve bozmanın sürekliliğini adlandırır — kapitalizm, dil, arzu hep aynı anda toprak söker ve yeniden bağlar. Asamblaj (agencement), heterojen parçaların — bedenler, sözler, kurumlar — birlikte çalışan geçici düzenekleridir. Savaş makinesi, devlete dışsal olan, göçebeden gelen ve devlet onu içselleştirdiğinde dönüşen güçtür. Soyut makineler, biçimlerin altındaki üretken matrislerdir. Bunların hiçbiri yapı değildir; hepsi süreçtir, akıştır, oluştur. Lacan'ın 'eksik özne'sine karşı arzu, bir yokluğu doldurmak değil, dünyayı üretmektir.
Kitabın etkisi felsefeyle sınırlı kalmadı. Foucault, Anti-Ödipus için 'belki bu yüzyıl Deleuzecü olarak anılacak' dedi; Bin Yayla bunu doğrularcasına mimari (Eisenman, Lynn), dijital kuram (Hardt-Negri'nin İmparatorluk'u doğrudan onların kavramlarını kullanır), tasarım, performans ve yeni materyalizm (Manuel DeLanda, Rosi Braidotti, Jane Bennett) içinde dolaşıma girdi. Eleştiriler de eksik değil: kavram bolluğunun titiz argümanın yerini aldığı, metaforların somut analiz yerine geçtiği söylendi. Yine de Bin Yayla 20. yüzyıl sonu kıta felsefesinin haritasını belirleyen üç-dört kitaptan biri olarak kaldı — tam da yazarlarının umduğu gibi okunmadan kullanılan, kesilip yeniden bağlanan bir rizom olarak.
Galeri
Konum
Paris, Fransa — Vincennes Üniversitesi (Paris VIII) ve La Borde kliniği · © OpenStreetMap
Kaynaklar
- Gilles Deleuze — Stanford Encyclopedia of Philosophy — Stanford University
- A Thousand Plateaus: Capitalism and Schizophrenia — translated by Brian Massumi — University of Minnesota Press
- François Dosse, Gilles Deleuze and Félix Guattari: Intersecting Lives — Columbia University Press