1981 · Frankfurt am Main, Almanya — Goethe Üniversitesi, Sosyal Araştırmalar Enstitüsü çevresi
Habermas ve İletişimsel Eylem Kuramı: aklın diyaloga taşınması
Jürgen Habermas 1981'de yayımladığı iki ciltlik Theorie des kommunikativen Handelns'te aklı, hocaları Adorno ile Horkheimer'ın 'aydınlanmanın diyalektiği' karamsarlığından kurtararak konuşma eyleminin içine yerleştirir: meşruluk artık yalnızca eşit, baskısız ve yalnızca daha iyi argümanın güç kazandığı diyalogda kurulabilir.
Jürgen Habermas 1929'da Düsseldorf yakınlarında doğdu; Nazizmin yıkımıyla yetişen bir kuşağın, 1956'da Adorno'nun asistanı olarak Frankfurt'a giren genç filozofuydu. 1962 tarihli doktorası Strukturwandel der Öffentlichkeit (Kamusallığın Yapısal Dönüşümü) zaten programatik bir kitaptı: 18. yüzyıl Londra kahvehaneleri ve Paris salonlarında doğan eşit özneler arası tartışma alanının — burjuva kamusallığının — sonra reklam ve kitle medyası tarafından nasıl 'rıza üretim' aygıtına dönüştüğünü anlatıyordu. Bu sayfa, Frankfurt Okulu'nun ilk kuşağının (Adorno, Horkheimer, Marcuse) 1947 tarihli Aydınlanma'nın Diyalektiği'nde çizdiği karanlık tablodan ayrılıyordu; Habermas aydınlanmanın kaybedildiğini kabul etmek yerine yeniden kazanılabilir koşullarını arıyordu.
1981'de yayımlanan Theorie des kommunikativen Handelns iki kalın ciltte bu programı temellendirir. Çıkış noktası, Max Weber'in modernlik teşhisidir: modernleşme, dünyayı amaca-araç hesabı yapan bir 'araçsal akıl' tarafından yönetilen bir düzene dönüştürmüştür; bilim, hukuk, sanat birbirinden kopmuş uzman alanları olmuştur. Adorno ve Horkheimer için akıl başka bir biçim alamazdı; Habermas, aklın ikinci bir biçimi daha olduğunu savunur: iletişimsel akıl. Austin ve Searle'ün konuşma eylemi kuramına dayanarak gösterir ki, ben sana bir iddiayı içtenlikle söylediğimde, dilin kendisi taraflar arasında üç geçerlilik talebini (gerçek olma, normatif doğruluk, içtenlik) konuşma içine gömer. Bu taleplerin ancak eşit, baskısız bir 'ideal konuşma durumunda', yalnızca daha iyi argümanın gücüne dayalı tartışmada karşılanabileceği gerçeği — modernliğin imkânını oluşturur.
Kitabın ikinci büyük ayrımı yaşam-dünyası (Lebenswelt) ile sistem arasındadır. Yaşam-dünyası ortak anlamlarımızın, gündelik dilin, kültür ve aile aktarımının dokusudur; sistem ise para (piyasa) ve iktidarın (devlet bürokrasisi) yönlendirdiği amaca-araç koordinasyonudur. Habermas'a göre geç modernliğin krizi 'yaşam-dünyasının kolonileştirilmesi'dir: sistem kategorileri (verim, müşteri tatmini, performans değerlendirmesi) eğitime, sağlığa, aile içi ilişkilere sızar ve iletişimsel düzenin yerine geçer. Frankfurt Okulu'nun ilk kuşağı 'kültür endüstrisi' adı verdiği şeye benzer bir tanı verir ama Habermas'ın çıkışı farklıdır: kolonileşmeye karşı koymanın yolu, sağlam bir kamusal alan, hukuk devleti ve hak-temelli demokrasidir.
Habermas 96 yaşıyla hâlâ hayattadır. Sonraki Faktizität und Geltung (Olgular ve Normlar, 1992) anayasal vatandaşlık ve müzakereci demokrasi kuramını geliştirir; 1990'lar boyunca Rawls ile politik liberalizm tartışması yürütür. Foucault'nun iktidar analizine, Derrida'nın yapı-sökümüne ve Lyotard'ın 'meta-anlatıların sonu' tezine karşı yorulmazca Aydınlanma'nın savunusunu yapar — 'modernlik tamamlanmamış bir projedir' formülü onundur. Avrupa Birliği'nin kamusal alanı, 11 Eylül sonrası dini ve laik düşünce arasındaki ilişki, dijital çağda hakikatin durumu üzerine 21. yüzyıl müdahaleleri hep aynı kuramdan beslenir. Frankfurt'un ilk kuşağı modernliğin yargıcıydı; Habermas onun ısrarlı tamir ustasıdır.
Galeri
Konum
Frankfurt am Main, Almanya — Goethe Üniversitesi, Sosyal Araştırmalar Enstitüsü çevresi · © OpenStreetMap
Kaynaklar
- Jürgen Habermas — Stanford Encyclopedia of Philosophy — Stanford University
- Critical Theory — Stanford Encyclopedia of Philosophy — Stanford University
- Jürgen Habermas — Encyclopaedia Britannica