EONpediaFELSEFE

İlk sorudan bugüne.

İki kişinin aynı geliri olabilir; ama biri hasta ya da dışlanmışsa, o gelirle yapabildikleri çok farklıdır. Nussbaum'a göre adaletin ölçütü para değil, gerçek yapabilirliklerdir.CC BY-SA 3.0

yaklaşık 1993 · Chicago, ABD

Nussbaum ve yapabilirlikler yaklaşımı

Paylaş

Martha Nussbaum, bir toplumun ne kadar adil olduğunu gelirle değil, insanların gerçekten yapabildikleri ve olabildikleriyle ölçmeyi önerdi; ekonomist Amartya Sen ile geliştirdiği bu "yapabilirlikler yaklaşımı", refahı yeniden tanımladı.

Yirminci yüzyıl sonu felsefesinde, adaletin ve refahın nasıl ölçüleceği tartışması yeni bir yön kazandı. Amerikalı filozof Martha Nussbaum (d. 1947), ekonomist Amartya Sen ile birlikte, egemen ölçütlere — bir ülkenin zenginliğini kişi başına gelirle, bir kişinin refahını sahip olduğu kaynakla ölçen yaklaşımlara — köklü bir itiraz getirdi.

İtirazın çekirdeği şudur: kaynaklar bir amaç değil, araçtır. İki kişinin aynı geliri olabilir, ama biri engelli, hasta ya da ayrımcılığa uğrayan biriyse, o gelirle gerçekte yapabildikleri çok farklıdır. O hâlde adaletin gerçek ölçütü, insanların ellerindeki para değil, bu parayla ve toplumsal koşullarla gerçekten ne yapabildikleri, nasıl bir hayat sürebildikleridir. Nussbaum buna "yapabilirlikler" (capabilities) der: bir insanın değer verdiği şeyleri yapma ve olma özgürlüğü.

Nussbaum bu yaklaşıma somut bir liste ekleyerek Sen'den ayrıldı. İnsan onuruna yakışır bir yaşam için her toplumun güvence altına alması gereken temel yapabilirlikleri sıraladı: yaşam, beden sağlığı ve bütünlüğü, duyular ve düşünme, duygular, pratik akıl, başkalarıyla ilişki, oyun, çevre üzerinde denetim. Bir toplum, üyelerine bu asgari eşiği sağlamadıkça adil sayılamaz. Bu, soyut bir ilke değil, kalkınma politikalarını, kadın haklarını ve engelli haklarını doğrudan etkileyen pratik bir çerçevedir.

Nussbaum'un çalışması, felsefeyi ekonomiyle, hukukla ve gelişim çalışmalarıyla buluşturdu; Birleşmiş Milletler'in İnsani Gelişme Endeksi gibi araçlar bu düşünceden beslendi. Antik Yunan etiğinden (Aristoteles'in "iyi yaşam" -eudaimonia- kavramından) ilham alan Nussbaum, felsefeyi yalnızca soyut bir çözümleme değil, insanların somut hayatını iyileştirmeyi amaçlayan bir uğraş olarak yeniden tanımladı.

Konum

Chicago, ABD · © OpenStreetMap

Kaynaklar