EONpediaMİMARİ

İlk taştan bugüne.

T-biçimli dikme aynı anda hem taşıyıcı ayak hem başlık görevi görür; aralar kuru istif duvarla kapatılarak çevre tanımlanır.CC BY-SA 4.0

yaklaşık İÖ 9.500 · Göbeklitepe, Şanlıurfa, Türkiye

Göbeklitepe: anıtsal strüktürün doğuşu

Paylaş

Yazıdan ve tarımdan önce, kuru istif taş örgüyle ayağa kaldırılan T-biçimli megalitler: bilinen en eski anıtsal kapalı çevre.

Mimarlık tarihi çoğunlukla kentle, yazıyla, devletle başlatılır. Göbeklitepe bu sıralamayı tersine çevirir: anıtsal bir strüktür, henüz tarım, çömlek ve yazı yokken inşa edildi.

Yapının çekirdeği, dairesel düzende dizilmiş T-biçimli kireçtaşı dikmelerdir. Her dikme tek parça kireçtaşından yontulur; en büyükleri 5,5 metreyi ve 10 tonu aşar. T'nin yatay başlığı yapısal bir başlık (kapital) gibi davranır, dikey gövde ise taşıyıcı ayaktır. Merkezdeki iki dev dikme dış halkadan belirgin biçimde daha yüksektir — bu, yükü ve mekânsal hiyerarşiyi merkeze toplayan bilinçli bir kademelenmedir.

Dikmelerin arası harçsız, kuru istif (dry-stone) örgüyle örülmüş alçak duvarlarla kapatılır. Strüktür bu nedenle bir iskelet-dolgu sistemidir: taşıyıcı megalit dikmeler + dolgu duvar. Ağırlığın elle, rampa ve kaldıraçla taşınıp dik konuma getirilmesi, koordineli emek ve temel bir statik sezgi gerektirir.

Dairesel çevrelerin üstünün örtülü olup olmadığı hâlâ tartışılır; net ahşap çatı izi yoktur. Bu yüzden Göbeklitepe "bina" değil, kapalı bir çevre (enclosure) olarak tanımlanır — duvar, eşik ve dikmenin mekânı tanımladığı, ama çatının henüz ikinci bir sorun olarak ortaya çıkmadığı bir eşik anı. Yine de buradaki temel mimari jest — dikme, başlık, çevreleme — sonraki on bin yılın taş mimarisinin sözlüğünü açar.

Konum

Göbeklitepe, Şanlıurfa, Türkiye · © OpenStreetMap

Kaynaklar