EONpedia

Başlangıçtan bugüne.

Tanıtım fotoğrafı da stüdyonun ürünüdür: ışık, poz ve kadraj, sözleşmeli oyuncuların kamuoyundaki imgesini korumak üzere stüdyonun fotoğraf bölümünde tasarlanırdı.

Görsel: Selznick International Pictures; Fred Parrish, photographerPublic domainkaynak sayfasıdeğiştirildi

1939 (stüdyo sisteminin zirvesi) · Hollywood, Los Angeles, ABD

Hollywood stüdyo sistemi: kültürün fabrika üretimi

Paylaş

Beş büyük stüdyo, yıldızları sözleşmeyle bağlayıp yapımı, dağıtımı ve sinema salonlarını tek elde toplayarak filmi seri üretilen bir mala dönüştürdü; 1939'da yalnızca ABD'de haftada 80 milyon bilet satılıyordu.

Sinema Avrupa'da doğdu, ama endüstriyel biçimini Los Angeles'ın kuzeybatısındaki bir portakal bahçesi kasabasında aldı. 1910'ların ortasından itibaren yapımcılar hem Edison'un patent tröstünden hem de New York'un kışından uzaklaşmak için Kaliforniya'ya taşındı; ucuz arazi, sabit ışık ve tek bir günde çölden dağa ulaşabilme imkânı, yıl boyu çeken bir üretim düzenini mümkün kıldı.

1930'lara gelindiğinde beş büyük stüdyo (MGM, Paramount, Warner Bros., 20th Century Fox, RKO) dikey birleşmişti: filmi kendileri çekiyor, kendi dağıtım ağlarıyla yayıyor ve çoğunlukla kendi sinema salonlarında gösteriyorlardı. Oyuncular yedi yıllık sözleşmelerle bağlıydı; hangi filmde oynayacaklarına, hatta çoğu zaman hangi adı taşıyacaklarına stüdyo karar veriyordu. Senaryolar 1934'ten itibaren Hays Kodu'nun sansür çerçevesinden geçiyor, bir film ortalama üç haftada çekiliyordu. Bu düzen, sanat üretimini takvimlenebilir bir sanayi süreci haline getiren ilk büyük örnektir — ve türlerin (western, müzikal, kara film) tam da bu tekrarlanabilirlik ihtiyacından doğduğu söylenir.

Sistem 1948'de ABD Yüksek Mahkemesi'nin Paramount kararıyla çözülmeye başladı: stüdyoların salon zincirlerini elden çıkarması istendi. Televizyonun yayılmasıyla haftalık seyirci sayısı on yıl içinde yarıya indi. Geriye kalan, filmin dünya çapında dolaşan ilk kitlesel kültür ürünü olduğu gerçeğidir; savaş sonrası Avrupa'sında Amerikan filmleri gişenin çoğunu tuttu ve bu, kültürel etkiyi bir dış politika konusu haline getirdi. Dönemin en büyük gişe başarısı olan 1939 yapımı Rüzgâr Gibi Geçti, aynı zamanda bu mirasın tartışmalı yüzüdür: köleliği ve Güney'i romantikleştiren anlatısı, bugün filmin kendisi kadar çok konuşulur.

Galeri

Görsel: Metro Pictures Corporation (still)Public domain

Konum

Hollywood, Los Angeles, ABD · © OpenStreetMap

Kaynaklar