26 Temmuz – 7 Kasım 1956 · Süveyş Kanalı ve Sina Yarımadası, Mısır
Süveyş Krizi
26 Temmuz 1956'da Mısır Cumhurbaşkanı Cemal Abdülnasır, İskenderiye'deki bir konuşma ortasında Süveyş Kanalı Şirketi'ni millileştirdiğini ilan etti — kanalın 86 yıllık İngiliz-Fransız idaresine son veren bir tek cümle. Ekim ayında İngiltere, Fransa ve İsrail Sèvres protokolünde gizlice anlaşarak Sina Yarımadası'na saldırdı; askeri açıdan başarıyla kanalı ele geçirdiler. Ama Eisenhower yönetimindeki ABD ve SSCB ortak ekonomik ve nükleer tehditle saldırganları geri çekilmeye zorladı. İngiliz-Fransız imparatorluk çağı bu birkaç haftada somut olarak bitti; Üçüncü Dünya'da Nasır bir lider, dekolonizasyon ise bir dalga oldu. Süper güç çağının başında, eski Avrupa imparatorlukları artık tek başına büyük güç olmadıklarını dünya önünde öğrendiler.
Süveyş Kanalı, 1869'da Fransız mühendis Ferdinand de Lesseps'in liderliğinde açılmış, Avrupa ile Asya arasındaki deniz mesafesini binlerce kilometre kısaltmış, Britanya İmparatorluğu'nun Hindistan ve Uzakdoğu yolunun stratejik kalbi olmuştu. 1875'te Disraeli, mali açıdan çöken Mısır hidivinden kanal hisselerini satın aldı; 1882'de İngiltere Mısır'ı işgal etti ve neredeyse yetmiş yıl boyunca kanal Mısır toprağında olmasına rağmen İngiliz-Fransız anonim şirketi tarafından işletildi. Kanalın gelirleri Mısır'a değil hissedarlara gidiyordu; binlerce Mısırlı işçinin emeği üzerine kurulan altyapı, ülkenin egemenliği üzerinde duran açık bir yara olarak kaldı. 1952'de Hür Subaylar darbesi Kral Faruk'u devirdi; 1954'te Cemal Abdülnasır iktidarı tam olarak ele geçirdi. Asvan Yüksek Barajı'nı finanse etmek için ABD, İngiltere ve Dünya Bankası'na başvurdu; ama Nasır'ın Çekoslovakya'dan silah alması, Sovyet bloğuna yakınlaşması ve Çin'i tanıması üzerine Temmuz 1956'da Dulles fon vaadini geri çekti. Nasır'ın cevabı 26 Temmuz akşamı geldi: İskenderiye'de bir konuşma ortasında 'de Lesseps' adını tekrar tekrar telaffuz etti — bu, kanaldaki Mısır birliklerinin kontrolü ele alması için verilmiş bir şifreydi. Kanal millileştirilmişti.
İngiliz Başbakanı Anthony Eden için Nasır 'yeni bir Hitler'di ve Süveyş üzerindeki kontrol kaybedilmemeliydi. Fransa, Cezayir'deki kurtuluş savaşına Nasır'ın destek verdiğini düşünüyor ve onu cezalandırmak istiyordu. İsrail ise Sina sınırındaki fedayin baskınlarına son vermek ve Akabe Körfezi'ni açmak istiyordu. 22–24 Ekim 1956'da üç ülke Paris yakınlarındaki Sèvres'de gizlice buluştu; üç sayfalık bir protokol imzalandı. Plan basitti: İsrail Sina'ya saldıracak, ardından İngiltere ve Fransa 'savaşı durdurmak için' kanal bölgesine müdahale edeceklerdi — sahte bir tarafsızlık kılıfı. 29 Ekim'de İsrail saldırdı; 5 Kasım'da İngiliz-Fransız paraşütçüleri Port Said'e indi. Askeri açıdan operasyon başarılıydı. Ama uluslararası tepki yıkıcıydı. Eisenhower önceden bilgilendirilmemişti ve hem ABD seçimleri arifesinde hem de Macaristan'daki Sovyet işgaline aynı anda tepki gösterirken müttefiklerinin imparatorluk macerasıyla şaşırmıştı. ABD, sterling'e karşı petrol ambargosu ve IMF kredisini bloke etme tehdidiyle Britanya'yı diz çöktürdü. SSCB nükleer tehditler savurdu. BM Genel Kurulu özel oturumda derhal ateşkes ve geri çekilme talep eden 997 sayılı kararı kabul etti. 7 Kasım'da ateşkes; Aralık'ta İngiliz-Fransız çekilmesi; Mart 1957'de İsrail çekilmesi. Kanal Mısır'ın kaldı.
Krizin tarihsel boyutu, askeri olaylarından çok daha büyüktü. İngiltere için Süveyş 'imparatorluğun cenazesi'ydi: artık ABD onayı olmadan büyük bir askeri operasyon yürütülemezdi. Anthony Eden Ocak 1957'de istifa etti; yerine geçen Harold Macmillan 'Wind of Change' konuşmasıyla (1960, Cape Town) Afrika'da sömürgesizleştirme dönemini ilan edecekti. Fransa için ders farklı oldu — Avrupa'ya yöneliş hızlandı (Roma Antlaşması ertesi yıl, 1957) ve bağımsız nükleer caydırıcılık kararı (force de frappe) güçlendi. İsrail için BM Acil Kuvveti UNEF tampon olarak Sina'ya yerleşti — 1967'de Nasır'ın UNEF'in çıkışını istemesi Altı Gün Savaşı'nın fitilini ateşleyecekti. Mısır için ve genel olarak Üçüncü Dünya için Nasır artık askeri yenilgiye rağmen siyasi zaferin kahramanıydı. 1955 Bandung Konferansı'ndan beri büyüyen Bağlantısızlar Hareketi, Süveyş'ten sonra siyasal kimlik kazandı. Cezayir Kurtuluş Savaşı hızlandı; Gana 1957'de bağımsızlığını kazandı; 1960 'Afrika Yılı' kıtanın 17 yeni devletini ortaya çıkardı.
Süveyş, soğuk savaşın asıl çift kutbunu çıplak gözle görmeyi mümkün kıldı: dünya artık ABD ve SSCB tarafından şekilleniyordu, Londra ve Paris tarafından değil. Bu, 19. yüzyıl 'Avrupa Konseri'nin son resmî cenazesiydi. Mısır iç politikasında Nasır'ın itibarı zirveye çıktı; pan-Arap milliyetçiliği on yıllık altın çağına girdi (1958 Birleşik Arap Cumhuriyeti, 1967 yenilgisine kadar). Türkiye için kriz iki cepheli bir uyarıydı: NATO üyesi olarak Batı ittifakı içinde yer alırken Ortadoğu'da Mısır liderliğinde gelişen pan-Arap karşıtlığı, 1955'te kurulan ve İngiltere'nin desteklediği Bağdat Paktı'nın çürümesini de hızlandırdı (1958 Irak devrimi sonrası CENTO'ya dönüşecekti). Süveyş Krizi'nin asıl mirası, askeri çatışmanın da gösterdiği ama esas olarak diplomatik sonuçların yazdığı bir cümlede özetlenebilir: imparatorluk çağı sona ermişti, süper güçler çağı başlamıştı.
Galeri
Konum
Süveyş Kanalı ve Sina Yarımadası, Mısır · OpenStreetMap →
Kaynaklar
- Suez Crisis — Encyclopaedia Britannica
- The Suez Crisis, 1956 — U.S. Department of State, Office of the Historian
- Ike's Gamble: America's Rise to Dominance in the Middle East — Brookings Institution / Michael Doran