EONpediaSANAT

İlk imgeden bugüne.

Amerika'yı Seviyorum, Amerika da Beni Seviyor eyleminde Beuys, modern Amerika ile onun yerli kökenleri (çakal sembolü) arasındaki yarılmışlığı iyileştirmeyi amaçlamıştır.Fair use — educational thumbnail, © Joseph Beuys / Artists Rights Society

~1974 · René Block Gallery, Soho, New York, ABD

Beuys: Amerika'yı Seviyorum, Amerika da Beni Seviyor

Paylaş

Joseph Beuys'un New York'taki bir galeride canlı bir kır kurdu (çakal) ile üç gün geçirerek gerçekleştirdiği şamanik performans, toplumsal travmaların iyileştirilmesini amaçlayan bir eylemdir.

Alman avangart sanatçı Joseph Beuys, Mayıs 1974'te kariyerinin en ünlü ve kavramsal olarak en yüklü performanslarından birini gerçekleştirmek üzere New York'a uçtu: *Amerika'yı Seviyorum, Amerika da Beni Seviyor* (*I Like America and America Likes Me*). Beuys, Vietnam Savaşı'nın ve yerli halklara uygulanan şiddetin izlerini taşıyan Amerika ile doğrudan temas kurmayı reddetti. Kennedy Havalimanı'na indiğinde baştan aşağı keçeye sarındı, sedyeyle ambulansa bindirildi ve tekerlekleri yere değmeden doğrudan Soho'daki René Block Gallery'ye taşındı. Burada, kendisini vahşi bir kır kurduyla (coyote / çakal) birlikte kapatacağı tel örgülerle çevrili odaya yerleştirildi.

Beuys galeride çakalla birlikte üç gün (günde sekiz saat) geçirdi. Yanında yalnızca keçe battaniyeleri, çoban asası, eldivenleri, üç ayaklı bir baston ve her gün galeriye bırakılan *Wall Street Journal* gazetesi vardı. Performans, insan ile doğa, sömürgeci beyaz adam ile Amerika'nın yerli kökenleri arasında sembolik bir uzlaşma arayışıydı. Kuzey Amerika yerlileri için kutsal bir ruh ve şamanik bir figür olan çakal, beyaz adamın gelişiyle lanetlenmiş ve düşman ilan edilmişti. Beuys, çakalla göz teması kurarak, battaniyesini onunla paylaşarak ve gazete kağıtlarını onun çiş yapması için yere sererek hayvanla sessiz bir diyalog ve güven ilişkisi kurdu. Üçüncü günün sonunda, çakal sanatçının keçesine sarılmasına izin verdi ve Beuys onu kucaklayarak vedalaştı. Sanatçı yine ambulansla ve yerle temas etmeden doğrudan havalimanına götürülerek ülkesine döndü.

Beuys, sanatı sadece seyirlik bir nesne değil, toplumsal yaraları saran şamanik bir şifa süreci olarak görüyordu. 'Sosyal Heykel' (Social Sculpture) kavramı çerçevesinde geliştirdiği bu performans, travmatik tarihsel hesaplaşmaları estetik ve performatif bir düzleme taşıdı. Keçe ve baston gibi kullandığı kişisel mitolojik semboller, Beuys'un İkinci Dünya Savaşı'nda uçağı düştüğünde Kırım Tatarları tarafından keçe ve yağla sarılarak kurtarılmasına dair kişisel anlatısına ve insanlığın hayatta kalma reflekslerine gönderme yapar.

Bu performans, izleyici ile sanatçı, insan ile vahşi doğa arasındaki sınırları eriten yapısıyla 20. yüzyılın en güçlü kavramsal ve politik performanslarından biri olarak kabul edilir.

Konum

René Block Gallery, Soho, New York, ABD · © OpenStreetMap

Kaynaklar